Ebu’l-Kasım eş-Şabbi’nin İradetul Hayat Adlı Şiirinin Son Kısmı ve Türkçe Çevirisi [3/3]

İradetu’l-Hayat’ın üçüncü ve son bölümünde Şâbbi, tüm engellere rağmen yaşama şevkini yitirmemiş halkın zaferini döküyor dizelere. Şiirin bu bölümüne canlılığın, renklerin, çiçeklerin ve baharı çağrıştıran duyguların hakim olduğuna şahit olacaksınız.

Tohumların toprak altındaki esaretlerinden kurtuluşu, halkın özgürlüğüne kavuşmasına benzetilir ve bu metafor şiir boyunca devam eder. Bir asır öncesinden bugüne uzanan, Tunus direnişine ilham olan bu şaheserin son bölümüyle sizleri baş başa bırakıyoruz:

Henüz Okumadıysanız:

Şiirin ilk kısmı/ ikinci kısmı

Dakika 5:00’den sonrasını yazımızda bulabilirsiniz.

Önce Şiir

إٍرَادَةُ الحَيَاةِ

İrâdetu’l-hayât (Yaşama İradesi)

وَمَا هُوَ إِلاَّ كَخَفْقِ الْجَنَاحِ

حَتَّى نَمَا شَوْقُهَا وَانْتَصَرْ

فَصَدَّعَتِ الأَرْضَ عَنْ صَدْرِهَا

 وَأَبْصَرَتِ النُّورَ عَذْبَ الصُّوَرْ

وَجَاءَ الرَّبِيعُ بِأَنْغَامِهِ

 وَأَحْلَامِهِ وَصِبَاهُ النَّضِرْ

وَقَبَّلَهَا قُبْلَةً فِي الشِّفَاهِ

 تُعِيدُ الشَّبَابَ إِذَا مَا غَبَرْ

وَقَالَ لَهَا: « قَدْ مُنِحْتِ الْحَيَاةَ

وَخُلِّدْتِ فِي نَسْلِكِ المُدَّخَرْ»

وَمَنْ نَاجَتِ النُّورَ أَحْلَامُهُ

 يُبارِكُهُ النُّورُ أَنَّى ظَهَرْ

!إِلَيْكِ الْفَضَاءَ! إِلَيكِ الضِّيَاءَ

!إِلَيْكِ الثَّرَى الْحَالِمَ الْمُزْدَهِرْ

فَمِيدِي كَمَا شِئْتِ فَوْقَ المُرُوجِ

 بِحُلْوِ الثِّمَارِ وَغُصْنِ الزَّهَرْ

وَنَاجِي النَّسِيمَ وَنَاجِي الْغُيُومَ

!وَنَاجِي النُّجُومَ، وَنَاجِي الْقَمَرْ

وَلَا تَسْأَمِي نَغَمَاتِ الْحَيَاة

 وَلَا فِتْنَةَ الْعَالَمِ الْمُعْتَبَرْ

Bir kanat çırpışı kadar sürdü (tohumların)

Şevke gelip de zafer kazanması

Böylece çatlattılar yeryüzünü göğsünden

Ve karşılaştılar gün ışığının tatlı yüzüyle

Sonra bahar geldi, nağmeleriyle

Hayalleri ve parlak gençliğiyle

Ve öperek dudaklarından tohumları

Geçip gitmiş gençliklerini geri getirdi

Onlara dedi ki, “Size hayat bahşedildi

Ve ebedileştirildiniz, o saklı neslinizde”

Öyleyse kim ki hayalleri aydınlık ile hemhâl olur

Aydınlıkla mübarek kılınır,  ne zaman ortaya çıksa

İşte sizin uzay boşluğu, gün ışığı sizin

Hülyalı ve verimli toprak sizin

Öyleyse salının çayırlarda dilediğiniz gibi

Tatlı meyveler ve çiçekli dalların arasında

Fısıldayın melteme ve bulutlara

Fısıldayın yıldızlara ve aya

Usanmayın hayatın nağmelerinden

Ve de muteber dünyanın hilesinden

***

وَشَفَّ الدُّجَى عَنْ جَمَالٍ عَمِيقٍ

 قَوِيِّ الغِوَايَةِ حُلْوِ الصُّوَرْ

وَمُدَّ عَلَى الكَوْنِ سِحْرٌ غَرِيبٌ

 يُصَرِّفُهُ سَاحِرٌ مُقْتَدِرْ

وَضَاءَتْ شُمُوعُ نُجُومِ السَّمَاءِ

 وَضَاعَ الْبَخُورُ بَخُورُ الزَّهَرْ

وَرَفْرَفَ رُوحٌ غَرِيبُ الْجَمَالِ

بِأَجْنِحَةٍ مِنْ ضِيَاءِ الْقَمَرْ

وَرَنَّ نَشِيدُ الْحَيَاةِ الْمُقَدَّسِ

   فِي هَيْكَلٍ حَالِمٍ قَدْ سُحِرْ

وَأُعْلِنَ فِي الْكَوْنِ: أَنَّ الطَّمُوحَ

حَبِيبُ الْحَيَاةِ وَرُوحُ الظَّفَرْ

Karanlığın derin güzelliği ortaya çıktı

O güzellik ki son derece büyüleyici ve sevimliydi

Tuhaf bir sihir yayıldı kainatın üzerine

Mahir bir sihirbazın değneğinden

Aydınlandı göğün yıldız meşaleleri

Ve yayıldı çiçek tütsülerinin kokusu

Güzelliği tuhaf bir ruh çırptı kanatlarını

O kanatlar ki ay ışığındandı

Hayatın kutsal şarkısı yankılandı

Hülyalı ve büyülü bir tapınakta

Ve ilan edildi kainatta: “Arzudur

hayatın sevgilisi ve zaferin ruhu”

***

إِذَا طَمَحَتْ لِلْحَيَاةِ النُّفُوسُ

   فَلَا بُدَّ أَنْ يَسْتَجِيبَ القَدَرْ

Ruhlar yaşamı arzuladığında

Kader buna mutlaka cevap verecektir

***

Şiir Notları

1) Şair Bize Ne Anlatıyor?

“Bir kanat çırpışı kadar sürdü (tohumların) / Şevke gelip de zafer kazanması”


Şiirin son bölümünde de doğa tasvirleriyle örülen mecazi anlatıma devam edilir. Bir önceki bölümün son beyitinde (O ki gök kubbede bir nurdur / Ve büyük gerçekler aleminde) bahsedilen aydınlığın gelişi, bir kuşun kanat çırpışına benzetilir. Aydınlığın yeryüzünü kaplaması zaferin kazanıldığına işarettir.

“Böylece çatlattılar yeryüzünü göğsünden / Ve karşılaştılar gün ışığının tatlı yüzüyle”


Bir önceki bölümde sonbaharın getirdiği kasvetli hava tasvir edilirken bir yandan da baharın gelişi müjdelenmişti. Bu müjde ise, “Akıp giden güzel ömrün hazinesini yüklenen / Tohumlar ise kalıyor” beyitiyle tohumlar üzerinden kurgulanmıştı. 

Şiirin üçüncü ve son bölümünde ise şair, sonbaharın ardından gelen baharı betimliyor. Bu bağlamda, yeryüzünün çatlayışıyla baharın gelişinin ilk habercisi olan filizlenen tohumlara işaret ediyor. Tohumların gün ışığıyla buluşma çabasıyla halkın özgürce yaşama şevki bağdaştırılmıştır. Zira iki durumun sonucunda da yeniden doğuş vardır.

Tohumların toprak altında kalışı, halkın tutsak oluşuna benzetilir. Aydınlığın gelişi, yani güneşin doğuşunun ardından tohumların yeryüzüne çıkışı ise halkın özgürlüğüne kavuşmasına delalet eder. Tohumlar üzerinden işlenen özgürlük anlatısı şiirin sonuna dek devam eder.

“Ve ilan edildi kainatta: Arzudur / hayatın sevgilisi ve zaferin ruhu”


Şiirin tamamına hakim olan mesaj son kısımda yüksek bir sesle yeniden ilan edilir: Yaşamayı arzulamak, hayatta kalmanın olmazsa olmazıdır. Özgürce yaşamayı arzulayan, ve bu arzunun gereğince hareket eden insanlara kader mutlaka cevap verecektir.

“Ruhlar yaşamı arzuladığında / Kader buna mutlaka cevap verecektir”


Şiirin meşhur ilk beyiti birkaç küçük farkla tekrar edilmiştir. Öyle ki bu beyit, isminden de anlaşıldığı üzere şiirin ana temasını oluşturur. Önceki bölümlerde halk kelimesini kullanan şairin bu defa “ruhlar” ifadesine yer verdiği dikkat çeker. Bu tercih, şiirin son bölümünde bahsi geçen tohumlara atfen yapılmış olabilir.

Toprak altında bekleyen milyonlarca tohumun tek bir ortak hedefi vardır: filizlenip yeryüzüne çıkmak ve gün ışığına kavuşmak. Benzer şekilde, esaret altında bekleyen milyonların hedefi de ortaktır: sömürü ve istibdat düzeninden kurtulup hürriyete kavuşmak. Şâbbi bu ortak hedefin arzu ile, yaşama şevkini yitirmemekle gerçekleşeceğini vurgular şiirinde. Zira hürriyet olmaksızın yaşamanın ölümden bir farkı yoktur.

Çeviri Notları

  • نَمَا شَوْقُهَا: Şevki büyüdü demektir. “Şevke geldi” şeklinde çevirdik.
  • أَبْصَرَ النُّورَ: Bu fiilin “ışığı görmek, dünyaya gelmek, doğmak” gibi anlamları vardır. Tohumların doğuşu gün ışığıyla karşılaşmalarıyla örtüştüğü için “gün ışığıyla karşılaşmak” tercümesini kullandık.
  • عَذْبَ الصُّوَرْ: “Görünüşü tatlı” demektir, “gün ışığının tatlı yüzü” olarak çevirdik.
  • صَرَّفَ: Değiştirmek, devri daim ettirmek gibi birçok anlamı olan bu fiili, şiirde sihir için kullanıldığından “değnekten yayılan sihir” şeklinde yorumladık. 
  • حَالِمٍ: Şiirin bu bölümünde iki defa tekrar eden bu kelime hayal kuran, düşleyen anlamlarına gelir. Şiirde toprak ve tapınağa sıfat olarak geldiği için “hülyalı” çevirisini tercih ettik.
  • !إِلَيْكِ الثَّرَى الحَالِمَ المُزْدَهِرْ: “Sizin için, hayal kuran, gelişen ve nemli toprak” demektir. verimli kelimesinin iki sıfatı birden karşılayacağını düşündüğümüz için “hülyalı ve verimli toprak sizin” şeklinde tercüme ettik.
  • شُمُوعُ نُجُومِ السَّمَاءِ: Bu terkibin kelime anlamı “gökyüzünün yıldızlarının mumları”dır. Türkçe akışta “göğün yıldız meşaleleri” çevirisini kullandık.
  • بِأَجْنِحَةٍ مِنْ ضِيَاءِ القَمَرْ: “Ay ışığından kanatlarla” demektir. Kelime tekrarının cümle düşüklüğü oluşturmaması için “o kanatlar ki ay ışığındandı” şeklinde çevirdik. 

Yeni Kelimeleri Yoklayalım

Kaynaklar

Şiir için:

eş-Şâbbî, E. (1935). İradetu’l-hayât. el-Hilal, 3, 302-304.

Yorumunuzu Buraya Bırakabilirsiniz:

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Kategoriler

Abone Olun

Yeni yazılarımızı herkesten önce okumak ve etkinliklerimizden haberdar olmak için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Son Yazılar

Benlik Üzerine Sorgulama: Nazik el-Melaike’nin “Ben” Adlı Şiiri ve Türkçe Çevirisi

Gerek şiirde serbest ölçüyü kullanması gerekse toplumda süregelen ataerkil yapıyı yıkmak için mücadele etmesiyle 20. yüzyılın en çarpıcı kadın şairi haline...

Vatansever Şairin Halkına Hicivleri: Ma’rûf er-Rusâfî’nin Kasidesi ve Türkçe Çevirisi

Çağdaş Arap şairlerinden Mâ’ruf er-Rusâfi ( مَعْرُوف الرُّصَافِي) on dokuzuncu yüzyılda Bağdat’ın “Rusâfe” semtinde doğmuştur. I.Dünya Savaşı’na ve sonrasına tanıklık eden...

Talihsiz Bir Aşk Hikayesi: İbrahim Naci’nin Şiiri Ve Türkçe Çevirisi [3/4]

“Şâ’irü’l Atlâl” (شَاعِرُ الْأَطْلَالِ) lakabıyla tanınan İbrahim Nâcî (إبْرَاهِيم نَاجِي) meşhur kasidesini kendi deyimiyle “bir aşk hikayesinden öteye geçememiş” sevdası hakkında...