Nizar Kabbani’nin “Belkıs Kasidesi” Adlı Şiirinin İlk Kısmı ve Türkçe Çevirisi [1/4]

Nizar Kabbani(نزار قباني); Belkıs Kasidesi’nde, çok sevdiği eşi Belkıs’ı kaybetmesiyle yaşadığı derin acı ve özlemi dile getirmiştir. Henüz 42 yaşında Beyrut’ta bir bombalı saldırıda vefat eden Belkıs er-Ravi’nin hatırasını yaşatan şiirin ilk bölümünü Nefise ve ben sizler için derledik.

Önce Şiir

قَصِيدَةُ بَلْقِيس

Belkıs Kasidesi

…شُكْراً لَكُمْ

…شُكْرا لَكُم

فَحَبِيبَتِي قُتِلَتْ .. وَصَارَ بِوُسْعِكُمْ

أَنْ تَشْرَبُوا كَأْساً عَلَى قَبْرِ الشَّهِيدَة

…وَقَصِيدَتِي اُغْتِيلَتْ

…وَهَلْ مِنْ أُمَّـةٍ فِي الأَرْضِ

إِلَّا نَحْنُ تَغْتَالُ القَصِيدَة ؟

…بَلْقِيس

كَانَتْ أَجْمَلَ المَلِكَاتِ فِي تَارِيخِ بَابِل

…بَلْقِيس

كَانَتْ أَطْوَلَ النَخْلَاتِ فِي أَرْضِ العِرَاق

…كَانَتْ إِذَا تَمْشِي

…تُرَافِقُهَا طَوَاوَيسٌ

…وَتَتْبَعُهَا أَيَائِلُ

…بَلْقِيس… يَا وَجَعِي

وَيَا وَجَعَ القَصِيدَةِ حِينَ تَلْمَسُهَا الأَنَامِلُ

Teşekkürler…

Teşekkürler…

Sevgilim öldürüldü… Artık içebilirsiniz

Şehidin kabri üzerinde bir kadeh

Ve kasidem suikaste uğradı

Yeryüzünde bizden başka bir millet var mı ki

Kasidesini katleden?

Belkıs…

Babil tarihinin en güzel kraliçesiydi

Belkıs…

Irak topraklarının en selvi boylusuydu

O yürürken…

Tavus kuşları ona eşlik ederdi

Ceylanlar peşinden giderdi

Belkıs… Ah yürek sızım

Ah parmak uçlarının dokunuşuyla kasidenin hissettiği yürek sızısı…

…هَلْ يَا تُرَى

مِنْ بَعْدِ شَعْرِكِ سَوْفَ تَرْتَفِعُ السَنَابِلُ ؟

…يَا نَيْنَوَا الخَضْرَاءَ

…يَا غَجَرِيَّتِي الشَّقْرَاءَ

…يَا أَمْوَاجَ دِجْلَة

تَلْبَسُ فِي الرَّبِيعِ بِسَاقِهَا

…أَحْلَى الخَلَاخِلِ

…قَتَلُوكِ يَا بَلْقِيس

…أَيَّةُ أُمَّةٍ عَرَبِيَّةٍ

تِلْكَ الَّتِي

تَغْتَالُ أَصْوَاتَ البَلَابِل ؟

أَيْنَ السَّمَوْأَل ؟

وَالمُهَلْهَل ؟

وَالغَطَارِيفُ الأَوَائِلُ ؟

…فَقَبَائِلٌ أَكَلَتْ قَبَائِلَ

…وَثَعَالِبٌ قَتَلَتْ ثَعَالِبَ

…وَعَنَاكِبٌ سَحَقَتْ عَنَاكِبَ

Acaba…

Saçlarından sonra uzayacak mı başaklar?

Ey yeşil Ninova

Ey sarışın çingenem

Ve ey Dicle’nin dalgaları..

İlkbaharda ayak bileğine

En güzel halhalı takardı

Seni öldürdüler Belkıs…

Hangi Arap milletidir ki…

Onlar…

Katlederler bülbüllerin şarkısını?

Semev’el nerede?

Ve Mühelhil?

Ve nerede önde gelen Araplar?

Kabileleri yiyen kabileler…

tilkileri öldüren tilkiler…

örümcekleri ezen örümcekler…

…قَسَماً بِعَيْنَيْكِ اللَّتَيْنِ إِلَيْهِمَا

…تَأْوِي مَلَايِينُ الكَوَاكِب

سَأَقُولُ، يَا قَمَرِي، عَنْ العَرَبِ العَجَائِب

فَهَلْ البُطُولَةُ كِذْبَةٌ عَرَبِيَّةٌ ؟

أَمْ مِثْلَنَا التَّارِيخُ كَاذِب ؟

Yemin olsun…

milyonlarca yıldızın sığındığı gözlerine ki

Araplar hakkındaki tuhaf gerçekliği anlatacağım, ey mehtabım

Kahramanlık bir Arap yalanı mı?

Yoksa tarih de bizim gibi yalancı mı?

بَلْقِيس

لَا تَتَغَيَّبِي عَنِّي

فَإِنَّ الشَّمَسَ بَعْدَكِ

…لَا تُضِيء عَلَى السَّوَاحِل

:سَأَقُولُ فِي التَّحْقِيقِ

إِنَّ اللِّصَّ أَصْبَحَ يَرْتَدِي ثَوْبَ المُقَاتِلِ

:وَأَقُولُ فِي التَّحْقِيقِ

…إِنَّ القَائِدَ المَوْهُوبَ أَصْبَحَ كَالمُقَاوِلِ

وَأَقُولُ

إِنَّ حِكَايَةَ الإِشْعَاعِ، أَسْخَفُ نُكْتَةٍ قِيلَتْ

فَنَحْنُ قَبِيلَةٌ بَيْنَ القَبَائِل

…هَذَا هُوَ التَّارِيخُ … يَا بَلْقِيس

كَيْفَ يُفَرِّقُ الإِنْسَانُ

مَا بَيْنَ الحَدَائِقِ وَالمَزَابِل

Belkıs…

Beni bırakıp gitme

Güneş, senden sonra

Sahilleri aydınlatmıyor artık

Sorguda şöyle söyleyeceğim:

Hırsız, mücahit kılığına büründü

Ve sorguda şöyle diyeceğim:

Eskinin mücahitleri ise müteahhit oldu

Ve diyeceğim ki:

Aydınlanma denen palavra, anlatılmış en saçma hikayedir

Biz de diğer kavimler gibiyiz.

İşte tarihin hakikati bu… Ah Belkıs…

İnsan nasıl ayırt eder…

Mezbele ile bahçeyi

…بَلْقِيس

…أَيَّتُهَا الشَّهِيدَة … وَالقَصِيدَة

…وَالمُطَهَّرَة النَّقِيَّة

سَبَـأٌ تُفَتِّشُ عَنْ مَلِيكَتِهَا

…فَرُدِّي لِلَجَمَاهِيرِ التَّحِيَّة

…يَا أَعْظَمَ المَلِكَات

يَا اِمْرَأَةً تُجَسِّدُ كُلّ أَمْجَادِ العُصُورِ السُومَرِيَّة

Belkıs…

Ah şehit, ah kaside…

Saf ve masum…

Sebe, kraliçesini bekliyor

Git ve selamlarını al

Ey kraliçelerin en yücesi

Ey tüm Sümer ihtişamının vücut bulduğu kadın

…بَلْقِيس

…يَا عُصْفُورَتِي الأَحْلَى

وَيَا أَيْقُونَتِي الأَغْلَى

وَيَا دَمَعاً تَنَاثَرَ فَوْقَ خَدِّ المَجْدَلِيَّة

أَتُرَى ظَلَمْتُكِ إِذْ نَقَلْتُكِ

ذَاتَ يَوْمٍ … مِنْ ضِفَافِ الأَعْظَمِيَّة

…بَيْرُوت .. تَقْتُلُ كُلَّ يَوْمٍ وَاحِداً مِنَّا

وَتَبْحَثُ كُلَّ يَوْمٍ عَنْ ضَحِيَّة

…وَالمَوْتُ … فِي فِنْجَانِ قَهْوَتِنَا

…وَفِي مِفْتَاحِ شُقَّتِنَا

…وَفِي أَزْهَارِ شُرْفَتِنَا

…وَفِي وَرَقِ الجَرَائِد

…وَالحُرُوفِ الأَبْجَدِيَّة

Belkıs…

Ey en tatlı serçem

Ey en kıymetli ikonam

Ey Mecdelli Meryem’in yanağına saçılan gözyaşı

Acaba incittim mi seni?

taşırken o gün… Âzamiyye kıyılarından

Beyrut…her gün bizden birini öldürüyor

Ve her gün bir kurban daha arıyor

Ve kahve fincanımızda ölüm…

Evimizin anahtarında…

Balkonumuzun çiçeklerinde…

Dergi sayfalarında…

Alfabe harflerinde…

Şiir Notları

1) Nizar Kabbani Kimdir?

Nizar Kabbani; 1923 yılında Dımaşk’ta orta halli tüccar bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarından itibaren şiirle ilgilenmiştir ve Suriye Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumuştur. Mezun olduktan sonra Kahire, İstanbul, Beyrut, Pekin ve Madrid şehirlerinde diplomatlık yapmıştır. Kabbani 1966 yılında Beyrut’a yerleşmiştir. 1967 Arap-İsrail savaşında alınan yenilgiden sonra yazdığı Hevâmiş ʿalâ defteri’n-nekse (Bozgun Notları) başlıklı şiir kitabı çok tepki çekmiştir. Bunun üzerine Kabbani ile Mısır hükümetinin arası açılmıştır. Nizar Kabbani; bahsi geçen şiir kitabı ile birlikte ortaya çıkan “Haziran Edebiyatı” akımının, şiirde sadeleşme hareketlerinin ve 1967 sonrası politik şiir akımlarının öncüsü sayılır.

Nizar Kabbani’nin şiirlerine, siyaset ve kadın olmak üzere iki ana tema hakimdir. Kabbani, siyasi şiirlerinde modern Ortadoğu meselelerine yoğunlaşmıştır. Bu şiirlerin en meşhurlarından biri, İsrail işgali sonrasında kaleme aldığı el-Kuds şiiridir. Kadın temasını işlediği şiirleri ise, geleneksel ahlak anlayışının çizgilerinin dışına çıktığı için çok fazla eleştiriye maruz kalmıştır.

Nizar Kabbani küçük yaşlarından itibaren yakınlarını kaybetmiştir. Bu kayıpların yaşattığı derin üzüntüyü, şiirlerine ustalıkla yansıtmıştır. 15 yaşındayken ablasını kaybetmiş, 50 yaşındayken en büyük oğlu Tevfik’i toprağa vermiştir. Fakat onun için en acı kayıp, 1981 yılında çok sevdiği eşi Belkıs’ın vefatı olmuştur. Belkıs er-Ravi; Lübnan iç savaşının en sıkıntılı günlerinde, Beyrut’taki Irak büyükelçiliğinde düzenlenen bir bombalı saldırıda hayatını kaybetmiştir. Biricik eşi ve iki çocuğunun annesi Belkıs’ı kaybeden şairin derin ızdırabı “Güneş, senden sonra sahilleri aydınlatmıyor artık” dizesinde kendini gösterir.

Nizar Kabbani, 30 Nisan 1998’de Londra’da kalp krizi nedeniyle vefat etmiştir. Cenazesi Suriye’ye getirilerek, aile mezarlığına defnedilmiştir.

2) Şair Bize Ne Anlatıyor?

Sevgilim öldürüldü… artık içebilirsiniz/ Şehidin kabri üzerinde bir kadeh

Şair sevgilisini, Büyükelçilik binasında yaşanan patlamada kaybeder. Dolayısıyla, Belkıs’ın siyasi kavgalara kurban gittiğini söyleyebiliriz.

Nizar Kabbani bu patlamadan siyasi bir çıkarımda bulunarak taraflardan birine cephe almaz. Hatta; savaşa, cinayete, insan hayatına mal olan bu tür krizlerde taraf olmayı seçen herkesi de suçlar. Şair tüm bu kavgaları “kendi kasidesini katletmek” şeklinde niteler.

Belkıs… Ah yürek sızım/ Ah parmak uçlarının dokunuşuyla kasidenin hissettiği yürek sızısı

Şairin kederi öyle derindir ki; hem çok sevdiği eşini kaybetmenin acısını, hem de vefatı sırasında eşinin duyduğu acının yükünü hisseder. Bir kayıptan çok daha fazlasıdır, Belkıs’ın ölümü.

Araplar hakkındaki tuhaf gerçekliği anlatacağım, ey mehtabım/ Kahramanlık bir Arap yalanı mı?/ Yoksa tarih de bizim gibi yalancı mı?

Diğer yandan mensubu olduğu milletin elim vaziyeti kahreder şairi. Bir taraf olmaktan utandığı bu kavgalar sevgilisini elinden almıştır. Kahramanlık, cengâverlik narası atan Araplar birbirlerini öldürürler. Sonu gelmeyen bu savaşlar ne içindir?

Aydınlanma denen palavra, anlatılmış en saçma hikâyedir

Aydınlanma, modernizm, yahut adına her ne denirse… Zehirli ok bu mudur? Burada şair, tarihin çirkin yüzünü ifşa eder. Biz kahramanlık, yiğitlik nedir unuttuk ve tarihin anlattığı masala inandık, der.

Sebe, kraliçesini bekliyor/ Git ve selamlarını al

Şiirde sık sık Sebe melikesi Belkıs’a atıf yapılır. Bir kraliçe ismi olan Belkıs tam da Nizar Kabbani’nin gönlüne taht kuran eşi Belkıs er-Ravi’ye layıktır. “ey tüm Sümer ihtişamının vücut bulduğu kadın” diye hitap eder şair eşine.

Çeviri Notları

  • نخلة – Hurma (ağacı) demektir. Şairin iltifatının kelime çevirisi “Irak topraklarındaki en uzun hurma ağacı” şeklindedir. Ancak Türkçe akışta “selvi boylu” ifadesini daha uygun bulduk.
  • وجَع -Ağrı/ sancı anlamına gelir. Ancak şairin fiziki değil de, duygusal acı çektiğini düşünerek “yürek sızım” şeklinde çevirmeyi uygun bulduk.
  • صوت kelimesinin Türkçede “ses, oy” gibi karşılıkları olsa da “şarkı” anlamı da vardır. Bu tamlamayı “bülbüllerin sesi/şakıması” manasında “bülbüllerin şarkısı” şeklinde tercüme ettik.
  • Semev’el ve Mühelhil, meşhur Cahiliye dönemi şairleridir.
  • غطريف kelimesinin çoğulu olan غطاريف “asil, seçkin, şerefli” anlamına gelir.
  • أول kelimesinin çoğulu أوائيل ise “ecdad, selef” anlamındadır. Önde gelen Araplar terkibiyle, Arapların asil ve öncü olan atalarına işaret etmeye çalıştık.
  • Terkibin sıralı hali العجائب عن العرب şeklindedir. “عن العرب”, müteallakı olan قال fiilinin mef’ulu olan العجائب kelimesinin önüne geçmiştir.
  • قمر için “ay” yerine, “ay ışığı” manasındaki “mehtap” kelimesine yer vermeyi tercih ettik.
  • الإشعاع “radyasyon, ışıma” anlamına gelmekle beraber şiirde, kültürel olarak “aydınlatma, aydınlanma” manasındadır.
  • حكاية الإشعاع terkibi için “aydınlanma denen palavra” ifadesiyle, aydınlanma fikrine karşı benimsenen tavrı tercümeye de yansıtmak istedik.
  • Mecdelli Meryem: İsa’nın yedi şeytandan arındırdığı kadın ve en önemli müridlerinden biri. Luka İncili’ne göre, İsa havarileriyle yemekteyken günahkar olduğu bilinen bir kadın ağlayarak odaya girer ve gozyaşlarıyla İsa’nın ayağını ıslatıp saçlarıyla siler. İsa ona günahlarının bağışlandığını müjdeler ve uğurlar. Bu kadının farklı biri olduğu ve Mecdelli’nin Celile’de İsa’ya yardım eden, çarmıha gerilişine ve cenazesine tanık olan ve dirildikten sonra onu ilk gören kişi olduğu yönündeki inanış daha kuvvetlidir.
  • Âzamiyye: Bağdat şehir merkezinin kuzeybatısında bulunan bir mahalle.

2019-Güz döneminde Özgür Kavak hocamızdan aldığımız Arap edebiyatı dersinde bu şiiri hocamızla birlikte çevirmiştik. Çeviriyi yaparken ders notlarımızdan ve dolayısıyla Özgür hocamızın çevirisinden faydalandık. Kendisine teşekkür ederiz.

Yeni Kelimeleri Yoklayalım

Kaynakça

[1] https://islamansiklopedisi.org.tr/kabbani-nizar

[2] https://www.gzt.com/mecra/acilarin-yogurdugu-sair-nizr-kabbn-3458771

[3] https://www.britannica.com/biography/Nizar-Qabbani

[4] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31114

[5] https://www.britannica.com/biography/Saint-Mary-Magdalene 

Devam etmek için tıklayın

2 YORUMLAR

  1. Değerli Feyza Aksakal Hanımefendi
    Arkadaşlarınızla birlikte birlikte Nizar Kabbani’nin “Belkıs Kasidesi” çeviriniz için çok teşekkür ediyorum.
    Bu tür çalışmaları ekip olarak yapmanız öğrencilerimiz adına gurur verici
    Bu alanda çalışanlar sizlere müteşekkir olacaklardır.

    Sağolunuz
    Var olunuz
    Yakup Civelek

Yorumunuzu Buraya Bırakabilirsiniz:

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Kategoriler

Abone Olun

Yeni yazılarımızı herkesten önce okumak ve etkinliklerimizden haberdar olmak için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Son Yazılar

Talihsiz Bir Aşk Hikayesi: İbrahim Naci’nin Şiiri Ve Türkçe Çevirisi [3/4]

“Şâ’irü’l Atlâl” (شَاعِرُ الْأَطْلَالِ) lakabıyla tanınan İbrahim Nâcî (إبْرَاهِيم نَاجِي) meşhur kasidesini kendi deyimiyle “bir aşk hikayesinden öteye geçememiş” sevdası hakkında...

KUDÜS FETHİ’NİN ŞAHİDİ BİR KUMANDAN: ÜSAME B. MÜNKIZ’DAN ALINTILAR VE TÜRKÇE ÇEVİRİLERİ

Tarihten ve tarihe mâl olmuş şahsiyetlerinden ibret almak, kişilerin/cemiyetlerin daha önce düştükleri hatalara tekrar düşmelerinin önüne geçmeleri ve geleceklerine istikamet vermeleri...

Kalemi Kırılan Aşık: Cemilu Buseyne’nin Daliyyesi (1/2)

“İmâmu’l-muhibbîn” (aşıkların önderi) lakabını taşıyan Cemîl b. Ma’mer, daha öncesinde şiirlerini paylaştığımız Mecnûn-ı Leylâ ve Kuseyyir Azze’nin de temsilcisi olduğu “uzrî...