Temim Bergusi’nin “Kudüs’te” Şiirinin 3. Kısmı ve Türkçe Çevirisi [3/4]

“Kudüs’te” şiiri, Temim Bergusi’nin 1998 yılında Kudüs’e yaptığı ziyaretten kesitler sunuyor. Bu şiiri dört kısım halinde ele almayı düşünmüştük. Bu hafta incelediğimiz üçüncü kısımda, Kudüs sokaklarında hala canlılığını koruyan İslam medeniyetinin izlerini göreceğiz.

Henüz okumadıysanız;

Şiirin ilk kısmı / ikinci kısmı

Yazımızda (3:15)-(4:48) dakikaları arasını bulabilirsiniz

Önce Şiir

فِي القُدْسِ أَعْمِدَةُ الرُّخَامِ الدَاكِنَاتُ

كَأَنَّ تَعْرِيقَ الرُّخَامِ دُخَانْ

Kudüs’te, koyu mermer direkler vardır

Mermer, içine duman nüfuz etmişçesine (koyudur)

،وَنَوَافِذٌ تَعْلُو المَسَاجِدَ وَالكَنَائِسَ

،أَمْسَكَتْ بِيَدِ الصَّبَاحِ تُرِيهِ كَيْفَ النَقْشُ بِالأَلْوَان

“وَهُوَ يَقُولُ: “لَا بَلْ هَكَذَا

“فَتَقُولُ: “لَا بَلْ هَكَذَا

Mescitlere ve kiliselere tırmanan pencereler vardır

(Pencereler), renklerle nakış nasıl olur göstermek için, sabahın elinden yakalar

(Sabah): “Öyle değil, böyle!” der

Ve (pencereler): “Hayır, böyle!” der 

حَتَّى إِذَا طَالَ الخِلَافُ تَقَاسَمَا

فَالصُّبْحُ حُرٌّ خَارِجَ العَتَبَاتِ لَكِنْ

إِنْ أَرَادَ دُخُولَهَا

فَعَلَيهِ أَنْ يَرْضَى بحُكْمِ نَوَافِذِ الرَّحْمَنْ

Tartışma uzayınca anlaşmaya varırlar:

Sabah, hürdür ve eşiklerin dışındadır, fakat

Eğer içeri girmek isterse

Razı olmalıydı Rahman’ın pencerelerinin hükümlerine

،فِي القُدْسِ مَدْرَسَةٌ لِمَمْلُوٍكٍ أَتَى مِمَّا وَرَاءَ النَهْرِ

بَاعُوهُ بِسُوقِ نِخَاسَةٍ فِي إِصْفَهَانَ لِتَاجِرٍ مِنْ أَهْلِ بَغْدَادٍ

أَتَى حَلَباً فَخَافَ أَمِيرُهَا مِنْ زُرْقَةٍ فِي عَيْنِهِ اليُسْرَى

فَأَعْطَاهُ لِقَافِلَةٍ أَتَتْ مِصْراً

فَأَصْبَحَ بَعْدَ بِضْعِ سِنِينَ غَلاَّبَ المَغُولِ وَصَاحِبَ السُلْطَانْ

Kudüs’te, bir medrese vardır

Maveraünnehir’den gelmiş bir kölenin inşa ettirdiği

O köle ki, Isfahan’ın köle pazarında Bağdatlı bir tüccara satılmıştır.

Halep’e getirilmiş ve (Halep) emiri sol gözündeki mavilikten korkmuş

Ve onu Mısır’a gelen bir kafileye vermiş

(Köle) birkaç sene sonra Moğollara galip gelip saltanatın sahibi olmuştur.

فِي القُدْسِ رَائِحَةٌ تُلَخِّصُ بَابِلاً وَالهِنْدَ فِي دُكَّانِ عَطَّارٍ بِخَانِ الزَّيْتْ

وَاللهِ رَائِحَةٌ لَهَا لُغَةٌ سَتَفْهَمُهَا إِذَا أَصْغَيتْ

وَتَقُولُ لِي إِذْ يُطْلِقُونَ قَنَابِلَ الغَازِ المُسَيِّلِ لِلدُّمُوعِ عَلَيَّ: لا تَحْفَلْ بِهِم

وَتَفُوحُ مِنْ بَعْدِ انْحِسَارِ الغَازِ، وَهِيَ تَقُولُ لِي: أَرَأَيْتْ

Kudüs’te, Zeyt Hanı’nın koku dükkânında Babil ve Hind’i özetleyen bir koku var

Yemin olsun; o kokunun bir dili var, kulak verirsen anlayacaksın

Üzerime göz yaşartıcı gaz bombası attıklarında o (koku) bana “aldırma onlara” der

Gaz etkisini yitirince tekrar yayılır ve “bak, gördün mü?” der

فِي القُدْسِ يَرْتَاحُ التَنَاقُضُ، وَالعَجَائِبُ لَيْسَ يُنْكِرُهَا العِبَادُ

كَأَنَّهَا قِطَعُ القِمَاشِ يُقَلِّبُونَ قَدِيمَهَا وَجَدِيدَهَا

وَالمُعْجِزَاتُ هُنَاكَ تُلْمَسُ باليَدَيْنْ

Kudüs’te, çelişkiler zahmet çekmez ve kulların garipsemediği tuhaflıklar vardır

Sanki birer kumaş parçasıdır bu tuhaflıklar, eskisiyle yenisini evirip çeviriyor insanlar

Öyle ki, orada mucizelere iki elle dokunulabilir

فِي القُدْسِ لَوْ صَافَحْتَ شَيْخاً أَوْ لَمَسْتَ بِنَايَةً

لَوَجَدْتَ مَنْقُوشاً عَلَى كَفَّيكَ نَصَّ قَصِيدَة يَا بْنَ الكِرَامِ أوْ اثْنَتَيْن

Kudüs’te, yaşlı bir adam ile tokalaşır yahut bir binaya dokunursan

Aziz dostum, ellerinin üzerine nakşolmuş bir ya da iki şiir bulursun

فِي القُدْسِ، رَغْمَ تَتَابُعِ النَّكَبَاتِ، رِيحُ بَرَاءَةٍ فِي الجَوِّ، رِيحُ طُفُولَةٍ

فَتَرى الحَمَامَ يَطِيرُ يُعْلِنُ دَوْلَةً فِي الرِيحِ بَيْنَ رَصَاصَتَيْنْ

Kudüs’te, felaketlerin ardı sıra gelişine rağmen masumluk rüzgârı eser, çocukluk rüzgârı…

Ve bu rüzgârda bir güvercin görürsün, iki kurşun arasında uçarak devlet ilan ediyor

Şiir Notları

1) Memlük kime denir?

Memlük, “Esir veya köleler arasından seçilip özel eğitimden geçirildikten sonra hükümdarın muhafız birliğine alınan ve zamanla aristokrat bir sınıf oluşturan ücretli askerler” şeklinde tanımlanmıştır. 

Memlükler, genellikle Kafkasya ve Orta Asya’dan gelmişlerdir. Köle ya da esir olarak alındıktan sonra ücretli asker olarak yetiştirilmişlerdir. Profesyonel asker olarak kabul edilen memlükler, zamanla güçlenmiş iktidarı ele geçirecek kadar önemli konumlara ulaşmışlardır. 13. ve 16. yüzyıllar arasında Mısır, Suriye ve Hicaz’da hakimiyet kuran Memlük Devleti; İslam tarihinde ekonomik, askeri ve kültürel açıdan en önemli siyasi güçlerden biri olmuştur. [1]

2) Şair bize ne anlatıyor?

Kudüs’te, koyu renkli mermer direkler vardır

Şair bu bölüme, Kadim Kudüs’ün mimarisi hakkında betimlemeler yaparak başlar. Bahsi geçen mermer direkler, muhtemelen Kubbetü’s-Sahra’nın direkleridir. Kadim Filistin mimarisi, mermer direk kullanımıyla bilinir. Bu nedenle Mescid-i Aksa’da ve Kubbetü’s-Sahra’da da birçok mermer direk görmekteyiz. [2] Bununla birlikte Mescid-i Aksa’nın mermer direkleri çoğunlukla beyaz renklidir.

Mescitlere ve kiliselere tırmanan pencereler vardır/ (Pencereler), renklerle nakış nasıl olur göstermek için, sabahın elinden yakalar

“Renklerle nakış” Kudüs’ü korumak, İsrail zulmünden doğacak zararları şehirden silmek ve şehrin kendine özgü rengini korumak şeklinde yorumlanabilir. Pencereler ve sabah; bu işi kimin daha iyi yapacağı hususunda girdikleri tartışmadan, iş birliği kararıyla çıkarlar. Zira; ikisinin de nakşetmek istediği renk, umudun ve barışın rengidir.

Veya mabetler, sanki girmek isteyen her şeyi ince ince süzer, eler. Kendine has bir rengi olan ve her pencereden istediği gibi giren gündüz ışığı bile, pencerelerden geçerken incelenir. Mabetlerin kendi rızaları, kendi seçilimleri vardır. Belki de bugün Aksa bölgesine giriş çıkışların asker kontrolünde oluşuna işaret eder şair. Asıl kontrol ve yetki her daim mabetlerde ve onların askerleri konumundaki pencerelerdedir.

Kudüs’te, bir medrese vardır/ Maveraünnehir’den gelmiş bir memlükün (kölenin) inşa ettirdiği

Şair bu dizeleriyle, Kudüs’ün İslam kültür ve medeniyetinden izler taşıyan tarihi dokusuna atıflar yapmaya devam eder.  Kudüs’te Memlükler döneminde yapılmış pek çok medresenin olduğu bilinir. Bahsi geçen medrese de Memlük Sultanı I. Baybars’ın Kudüs’te inşa ettirdiği medresedir. I. Baybars, Ayncalut Savaşı’nda Filistin topraklarından Moğolları uzaklaştırmıştır. Kudüs’te bu medrese dışında da imar çalışmaları yaptırdığı bilinir.

Kudüs’te, Zeyt Hanı’nın koku dükkânlarında Babil ve Hind’i özetleyen bir koku var

İşgalci güçler Kudüs’ün tarihi ve kültürel zenginliğini silmeye çalışsa da bunu başaramazlar. Bombaların etkisi geçtiğinde, şehrin kendine has kokusu yeniden duyulur. Babil’i ve Hind’i anımsatan kokuyla; Kudüs tarihinin çok gerilerine giden şair, bu çok kültürlülüğünün şehrin hafızasına kazındığını vurgular.

Kudüs’te, yaşlı bir adam ile tokalaşır yahut bir binaya dokunursan/ Aziz dostum, ellerinin üzerine nakşolmuş bir ya da iki şiir bulursun

Kudüs’ün hakikati hem insanlarına hem binalarına nakşolmuştur. Bir tokalaşma veya bir temas, kulak veren kişiye Kudüs’le ilgili gerçekleri haykırır. Kudüs’te bulunup da, buranın hakikatini derinden hissetmemek mümkün müdür?

Ve bu rüzgârda bir güvercin görürsün, iki kurşun arasında uçarak devlet ilan ediyor

Savaşa, katliama ve işgale rağmen, Kudüs semalarında bir güvercin uçuyor. İki kurşun arasında, masumluk rüzgârında uçan bu güvercin; bir devlet ilan ediyor. Umudun ve barışın olduğu, güneşin gerçekten doğduğu bir devlet bu.

Çeviri Notları

  • عروق  kelimesi mermerin içinde bulunan damarları ifade etmek için kullanılır. تعريق  ise aynı kökten gelen bir fiildir. “Damar damar olma ve kök salma” gibi anlamlara gelir. Bu dizede verilmek istenen anlam; dumanın, mermer direklerin içine ince ince işlemiş gibi olduğudur. 
  • القُدْسِ رَائِحَةٌ تُلَخِّصُ بَابِلاً وَالهِنْدَ: “Zeyt Hanı” (خان الزيت) Kudüs’ün suriçi bölgesindeki en işlek caddelerden biridir.
  • في القدس يرتاحُ التناقضُ: Bu dizenin anlamı Kudüs’te çelişkilerin vuku bulmakta güçlü çekmiyor olmasıdır. Çelişkili olaylar sürekli olarak yaşanmaktadır. Kelimeleri birebir çevirecek olursak, “çelişki rahatlar, rahat olur” ifadesi çok açık olmayacağından “çelişkiler zahmet çekmez” şeklinde çevirmeyi uygun bulduk.
  • يا بْنَ الكرامِ: Şerefli, cömert kişini oğlu anlamına gelen bu kalıbı “aziz dostum” olarak çevirdik.

Yeni Kelimeleri Yoklayalım

Kaynaklar

[1] https://islamansiklopedisi.org.tr/memluk

[2] Dr. Al-Ratrout, Haithem Fathi. “The Architectural Development of al-Aqsa Mosque in Islamic Jerusalem”.

Devam etmek için tıklayınız

1 Yorum

Yorumunuzu Buraya Bırakabilirsiniz:

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Kategoriler

Abone Olun

Yeni yazılarımızı herkesten önce okumak ve etkinliklerimizden haberdar olmak için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Son Yazılar

Benlik Üzerine Sorgulama: Nazik el-Melaike’nin “Ben” Adlı Şiiri ve Türkçe Çevirisi

Gerek şiirde serbest ölçüyü kullanması gerekse toplumda süregelen ataerkil yapıyı yıkmak için mücadele etmesiyle 20. yüzyılın en çarpıcı kadın şairi haline...

Vatansever Şairin Halkına Hicivleri: Ma’rûf er-Rusâfî’nin Kasidesi ve Türkçe Çevirisi

Çağdaş Arap şairlerinden Mâ’ruf er-Rusâfi ( مَعْرُوف الرُّصَافِي) on dokuzuncu yüzyılda Bağdat’ın “Rusâfe” semtinde doğmuştur. I.Dünya Savaşı’na ve sonrasına tanıklık eden...

Talihsiz Bir Aşk Hikayesi: İbrahim Naci’nin Şiiri Ve Türkçe Çevirisi [3/4]

“Şâ’irü’l Atlâl” (شَاعِرُ الْأَطْلَالِ) lakabıyla tanınan İbrahim Nâcî (إبْرَاهِيم نَاجِي) meşhur kasidesini kendi deyimiyle “bir aşk hikayesinden öteye geçememiş” sevdası hakkında...