Temim Bergusi’nin “Kudüs’te” Şiirinin İlk Kısmı ve Türkçe Çevirisi [1/4]

“Kudüs’te” şiiri, Temim Bergusi’nin 1998 yılında Kudüs’e yaptığı ziyaretten kesitler sunar. Aslında bu ziyaret, gerçekleşememiş bir kavuşmadır. Şiirde şairin hem kendisiyle hem de tarihle ve şehirle yaptığı konuşmalara şahit oluruz.

Dört bölüm halinde inceleyeceğimiz şiirin ilk bölümünü ben ve Esra sizler için hazırladık. Şiir, şairin Kudüs kapısına gelmesiyle başlar.

Önce Şiir:

في القُدْس

Kudüs’te

مَرَرْنَا عَلَــى دَارِ الحَبِيبِ فَرَدَّنَا

 عَنِ الدَارِ قَانُونُ الأَعَادِي وَسُورُهَا

Sevgilinin diyarına uğradık da

Düşmanların kanunu ve duvarları engelledi bizi

فَقُلْتُ لِنَفْسِــي رُبَّمَا هِيَ نِعْمَةٌ

فَمَاذَا تَرَى فِي القُدْسِ حِينَ تَزُورُهَا

Sonra dedim ki kendime, belki de bir lütuf bu

Kudüs’ü ziyaret ettiğinde ne göreceksin ki?

تَرَى كُلَّ مَا لَا تَسْتَطِيعُ اِحْتِمَالَهُ

إِذَا مَا بَدَتْ مِنْ جَانِبِ الدَّرْبِ دُورُهَا

(Görmeye) katlanamayacağın her şeyi göreceksin,

Yol kenarından görünmeye başladığında (sevgilinin) evleri

وَمَا كُلُّ نَفْسٍ حِينَ تَلْقَى حَبِيبَهَا تُـسَرُّ

 وَلَا كُلُّ الغِـِيَابِ يُضِيرُهَا

Her ruh sevgilisine kavuştuğunda sevinmez

Her ayrılık da onu incitmez

فَإِنْ سَـرَّهَا قَبْلَ الفِرَاقِ لِقَاؤُه

فَلَيْسَ بِمَأْمُـونٍ عَلَيْهَا سُـرُورُهَا

 Ayrılıktan önceki kavuşma kişiyi sevindirmişse de,

Güven olmaz bu kişinin sevincine

مَتَى تُبْصِرِ القُدْسَ العَتِيقَةَ مَرَّةً

فَسَوْفَ تَرَاهَا العَيْنُ حَيْثُ تُدِيرُهَا

Ne zaman bakarsa kişi Kadim Kudüs’e bir kere,

Artık yalnızca onu görür gözleri, baktığı her yerde 

فِي القُدْسِ، بَائِعُ خُضْرَةٍ مِنْ جُورْجِيَا بَرِمٌ بِزَوْجَتِه

 يُفَكِّرُ فِي قَضَاءِ إِجَازَةٍ أَوْ فِي طِلَاءِ البَيْتِ

Kudüs’te, karısından bıkmış Gürcü bir sebzeci 

Tatile çıkmayı ya da evinin  boyasını düşünüyor

فِي القُدْسِ، تَوْرَاةٌ وَكَهْلٌ جَاءَ مِنْ مَنْهاتِنَ العُلْيَا

 يُفَقِّهُ فِتْيَةَ البُولُونِ فِي أَحْكَامِهَا 

Kudüs’te, Upper Manhattan’dan gelmiş orta yaşlı bir adam 

Bolonya gençlerine Tevrat’ın hükümlerini öğretiyor

فِي القُدْسِ شُرْطِيٌ مِنَ الأَحْبَاشِ يُغْلِقُ شَارِعاً فِي السُوقِ

Kudüs’te, Etiyopyalı bir polis, çarşıdaki caddelerin birini kapatıyor

رَشَّاشٌ عَلَى مُسْتَوْطِنٍ لَمْ يَبْلُغِ العِشْرِينَ

Henüz yirmisine varmamış yerleşimcinin üzerinde bir makineli tüfek…

قُبَّعَةٌ تُحَيِّي حَائِطَ المَبْكَى

Bir şapka ağlama duvarını selamlıyor

وَسُيَاحٌ مِن الإِفْرِنْجِ شُقْرٌ لَا يَرَوْنَ القُدْسَ إِطْلَاقاً

تَرَاهُمْ يَأْخُذُونَ لِبَعْضِهِمْ صُوَرَاً مَعَ امْرَأَةٍ تَبِيعُ الفِجْلَ فِي السَاحَاتِ طُولَ اليَوْم

Avrupalı sarışın turistler, Kudüs’ü hiç görmüyorlar

Onları; meydanlarda turp satan kadınla gün boyu birbirlerinin fotoğrafını çekerken görürsün

فِي القُدْسِ دَبَّ الجُنْدُ مُنْتَعِلِينَ فَوْقَ الغَيْم

فِي القُدْسِ صَلَّيْنَا عَلَى الأَسْفَلْت

Kudüs’te, askerler bulutların üstünde yürüdü ayakkabılarıyla

Kudüs’te, namazımızı asfaltta kıldık

فِي القُدْسِ مَنْ فِي القُدْسِ إِلَّا أَنْت

Kudüs’te, senden başka herkes (var),  Kudüs’te!

Şiir Notları

1) Kudüs’e girişlerin yasaklanması

İsrail hükümeti; Filistinlilerin, Eski Şehir (Kadim Kudüs) olarak bilinen bölgeye girişlerine getirdiği yasakları 2000’li yılların başlarından itibaren sıklaştırmıştır. Bu bölge, Mescid-i Aksa’yı da içine alan Kudüs’ün suriçi bölgesidir. Bölgede ikamet edenler dışında kimse içeri alınmamışsa da, Yahudi yerleşimcilerin İsrail polisi eşliğinde Mescid-i Aksa’nın avlusuna kadar girdiği zamanlar olmuştur. Günlerce süren yasaklar karşısında Müslümanlar, Mescid-i Aksa’nın kapılarından başlayarak saf tutmuş ve namazlarını yerde kılmıştır. [1]

2) Temim Bergusi Kimdir?

Temim Bergusi 1977 yılında Kahire’de doğmuştur. Babası Filistinli, annesi ise Mısırlıdır. Şair kimliğinin yanı sıra akademisyen ve köşe yazarıdır. İsrail-Mısır barışı sonrasında; kendisi henüz çok küçükken, babası Mısır’dan sürgün edilmiştir. Bu nedenle babasını 18 yaşına kadar yalnızca tatillerde görebilen Bergusi, bu tecrübesinin siyasete olan ilgisinin başlıca nedenlerinden olduğunu düşünür. İlk şiirini 1999 yılında yayımlayan şair, bu süreçte Siyaset Bilimi alanındaki akademik çalışmalarına da devam etmiştir. “Fi’l-Kuds”‘ün dışında “Ya Masra Hânet” ve “Makâm Irak”, önemli şiir kitapları arasında sayılabilir.

Bu şiir, Temim Bergusi’nin 21 yaşındayken Kudüs’e yaptığı ziyaretin etkisinde kalarak kaleme aldığı şiiridir. Şiirini, bu ziyaretten on yıl sonra (2008) yayımlamış olsa da, Kudüs’te yaşadıkları dün gibi canlıdır. İsrail hükümetinin türlü zorbalıklarıyla karşılaşan şair, en sonunda şehri terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Temim Bergusi’nin başyapıtlarından biri kabul edilen bu şiir, aynı zamanda kendisine “Kudüs Şairi” ünvanını kazandırmıştır. [2]

3) Şair Bize Ne Anlatıyor?

Sevgilinin diyarına uğradık da/ Düşmanların kanunu ve duvarları engelledi bizi

Kudüs’ün surları misafirperverdir, kendisine doğru çağırır. Ama düşmanın duvarları Filistinlileri engeller. Çünkü hem siyasi hem de maddi güç İsrail’in elindedir. 

“(Görmeye) katlanamayacağın her şeyi görürsün

Şair Kudüs’ü görme isteği içinde kendisini avutmaya çalışır. Evet, Kudüs’e girmek mümkün değildir. Ama girebilse bile, göreceği manzara onu üzmeyecek mi? Belki de şair; yalnızca kendisine değil, Kudüs’e girmekten  mahrum bırakılmış herkese sesleniyordur.

Kudüs’te karısından bıkmış Gürcü bir sebzeci/ Tatile çıkmayı ya da evinin boyasını düşünüyor

Herkes gibi günlük hayatın telaşesinde kaybolmuş Gürcü bir sebzeci, şehirdeki işgalden  etkilenmemiş gibi duruyor.

“Kudüs’te, Upper Manhattan’dan gelmiş orta yaşlı bir adam/ Bolonya gençlerine Tevrat’ın hükümlerini öğretiyor.”

Bolonya, Kuzey İtalya’nın en büyük şehirlerinden biridir. Adını mimari dokusuna hakim olan kırmızı renkli tuğlalardan alan şehir, “kızıl şehir” olarak da bilinir. 1088 yılında kurulan ve Avrupa’nın en eski üniversitelerinden biri olan Bolonya (Bologna) Üniversitesi’ne ev sahipliği yapıyor olması, şehri en önemli eğitim ve kültür başkentlerinden biri haline getirmiştir. Bolonya‘da Yahudi yerleşimleri çok eski tarihlere dayanır. Şehirde M.S. 302 yılına ait Yahudi mezarlıkları bulunmakla birlikte, ara dönemde ülkeden kovuldukları ve 13. yüzyılda tekrar Bolonya’ya döndükleri bilinmektedir. Bu dönüşün ardından şehrin içinde evler inşa ettirmeye başlamışlar; hatta varlıklı aileler, statü sembolü olarak kuleler inşa ettirmiştir. Bolonya sokaklarında hala görülebilen bu kulelerle bir nevi dünyanın ilk gökdelen şehri olan Bolonya, “Ortaçağ’ın Manhattan’ı” olarak bilinir [3]. Şair, Amerika’dan gelmiş Upper Manhattanlı adamdan bahsederken bu isme atıf yapıyor olabilir.
Amerika’dan gelmiş Upper Manhattanlı, kültür seviyesi yüksek olduğu bilinen bir şehirden gelen Yahudi Manhattanlıya Tevrat’ı öğretiyor. Acaba bu dizeyle ne mesaj vermek istemiş şair?

“Kudüs’te, Etiyopyalı bir polis, çarşıdaki caddelerin birini kapatıyor.”

Filistin topraklarında yaklaşık 150 bin kadar Etiyopya asıllı Yahudi yaşamaktadır. Bu Yahudiler, etnik kökenlerinden ötürü İsrail hükümeti tarafından ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektedirler. Etiyopyalıların, bu ırkçı muamele nedeniyle zaman zaman İsrail polisine karşı gösteriler düzenlediği bilinmektedir.[4] Bu noktada, şiirdeki Etiyopyalı polisin çarşıda bir caddeyi kapatmasında yatan ironi düşündürücüdür. Acaba hangi eyleme karşı cadde kapatıyor?

“Henüz yirmisine varmamış yerleşimcinin üzerinde bir makineli tüfek

Bu dize, bir Yahudi’ye makineli tüfek taşıtan kin ve öfkenin sebebi üzerine bizi düşündürüyor. Ve tabii ki, o tüfeğin kime doğrultulduğunu da.

“Avrupalı sarışın turistler, Kudüs’ü hiç görmüyorlar

Avrupalı turistler Kudüs’ü, alelâde bir turistik şehirdeymiş gibi dolaşıyorlar. Peki Filistinliler ya da Müslümanlar nerede?

Kudüs’te, askerler bulutların üstünde yürüdü ayakkabılarıyla/ Kudüs’te, namazımızı  asfaltta kıldık.

Mescid-i Aksa’ya ayakkabılarıyla giren Siyonist askerlerin bastığı halılar, bulut kadar temiz ve Rahmanî. Bu kadar güzel ve temiz bir ibadet mekanına sahip olan Filistinliler ise, namazlarını asfaltta kılıyorlar.

Şiirin bu dizelerinde; Kudüs’teki Müslüman varlığının her anlamda yok edilmeye çalışıldığı işlenmiş. Kudüs’te farklı milletlerden pek çok insan için yer varken, işgalci güçler yalnızca Müslümanları barındırmıyor.

Velhasıl şair; şunları demek istiyor gibi:

Kudüs’ün, sevgilinin, hali böyle. Gelsen bile kavuşacak bir Kudüs bulamazdın ki …

Çeviri Notları

  • إذا ما بَدَتْ من جَانِبِ الدَّرْبِ دورُها: “Yol kenarından görünmeye başlayınca (sevgilinin) evleri” şeklinde çevirdiğimiz bu dizedeki sevgili Kudüs’tür.
  • Upper Manhattan: New York’un Manhattan semtinin kuzeyinde bulunan bölge.
  • Bolonya, Kuzey İtalya’nın en büyük şehirdir.
  • Bir şapka, ağlama duvarını selamlıyor: Bu dizede “şapka” ile kastedilen, Yahudi erkeklerin ibadet esnasında  kullandıkları “kippa” olarak adlandırılan takkedir.

Yeni Kelimeleri Yoklayalım

Kaynaklar

Şiirin çevirisinde, daha önce şiirle ilgili yayımlanan yazı ve çevirilerden yararlandık.

İncelemek isteyenler için şiirin İngilizce çevirisi: https://scholarworks.wmich.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1175&context=transference 

http://etheses.uin-malang.ac.id/9629/1/133110062.pdf 

  1. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/eski-kuduse-giris-yasagi-kalkti/863385
  2. https://fanack.com/palestine/faces/tamim-al-barghouti/
  3. https://www.salom.com.tr/arsiv/haber-99599-bolonyada_bir_define_arayisi.html
  4. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-ikinci-sinif-yahudileri-etiyopyalilar-/1523898
Devam etmek için tıklayın

2 YORUMLAR

Yorumunuzu Buraya Bırakabilirsiniz:

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Kategoriler

Abone Olun

Yeni yazılarımızı herkesten önce okumak ve etkinliklerimizden haberdar olmak için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Son Yazılar

Talihsiz Bir Aşk Hikayesi: İbrahim Naci’nin Şiiri Ve Türkçe Çevirisi [3/4]

“Şâ’irü’l Atlâl” (شَاعِرُ الْأَطْلَالِ) lakabıyla tanınan İbrahim Nâcî (إبْرَاهِيم نَاجِي) meşhur kasidesini kendi deyimiyle “bir aşk hikayesinden öteye geçememiş” sevdası hakkında...

KUDÜS FETHİ’NİN ŞAHİDİ BİR KUMANDAN: ÜSAME B. MÜNKIZ’DAN ALINTILAR VE TÜRKÇE ÇEVİRİLERİ

Tarihten ve tarihe mâl olmuş şahsiyetlerinden ibret almak, kişilerin/cemiyetlerin daha önce düştükleri hatalara tekrar düşmelerinin önüne geçmeleri ve geleceklerine istikamet vermeleri...

Kalemi Kırılan Aşık: Cemilu Buseyne’nin Daliyyesi (1/2)

“İmâmu’l-muhibbîn” (aşıkların önderi) lakabını taşıyan Cemîl b. Ma’mer, daha öncesinde şiirlerini paylaştığımız Mecnûn-ı Leylâ ve Kuseyyir Azze’nin de temsilcisi olduğu “uzrî...